 |
|
 |
|
NİSAN 2008
SAYI 24
EDİTÖR’DENNail AYTAR |
| Kırım Tatar Milli Meselesinin diasporada en iyi çalışan cemiyetlerinden Romanya cemaatinin Romanya Parlamentosunun Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrat Birliği Milletvekili Amet Aledin'in 18 Mayıs 1944 sürgünü için verdiği teklif kabul edildi. Resmi adı “18 Mayıs 1944 Gününün Tatar Azınlık İçin Anlamı” olan bildiri, Kırım Tatarlarının hayvan vagonları ile sürgüne gönderilmesini müteakip çoğunun (% 46,3) yolda ölmesini ve bu olayların Kırım Tatarlarına karşı soykırım olarak kabul edilmesini içeriyor. Romanya Parlamentosunun kabul ettiği bu bildiri 18 Mayıs 1944 gününün Kırım Tatar vatandaşları için günün anlam ve önemini vurguluyor.
|
| |
FİKİRDE BİRLİK 2. YAŞINI DOLDURURKENErtuğrul KARAŞ |
| Türk Dünyası’nda birlik fikrinin mimarı İsmail Bey Gaspıralı’nın 1883 yılında Tercüman gazetesini neşir sırasında elinde yok denecek kadar imkânla çarşı-pazar gezerek ve Türkistan’ın çeşitli vilayetlerine, Hindistan’a gazetesine abone bulmak ve usul-ü cedit okulları açmak için yaptığı uzun ve meşakkatli seyahatleri o günün yokluğu ile bugünün teknik, ekonomik, haberleşme, ulaşım şartları ile karşılaştırdığımızda büyük işler yaptığımızı ve başardığımızı söylemek asla mümkün değildir.
|
| |
HEDEFLERİMİZ, HAYALLERİMİZ, DERNEKLERİMİZCengiz UÇKUN |
| Türkiye’de veya genelde diasporada Kırım Derneklerinin iki farklı bakış açısı olduğunu görüyoruz. Bu bakış açılarından birisi kökeni 1910 yıllara dayanan Tatar Cemiyeti Hayriyesi bakış açısı ki, bu bakış açısında esas olarak alınan nokta Kırım eksen değildir. Bu cemiyet sosyal yardımlaşmayı, diasporadaki çocukların eğitimini, muhtaç durumdaki Tatarlara yardım etmeyi ve kültürü göç yerlerinde yaşatmayı esas almıştır. Kırım’ı vatan olarak değil nostalji olarak algılar.
|
| |
KIRIM’DA AYDIN KATLİAMITuncer KALKAY |
| Sovyet Rusya’da genelde milliyet ayrımı yapılmaksızın uygulanan yok etme politikasından Kırım Tatarları da nasiplerini fazlasıyla almıştır. 23 Şubat 1918 tarihinde Kırım Müftüsü ve Kırım Demokratik Cumhuriyeti’nin Başbakanını alçakça şehit edenler, 9 Mayıs 1928’de Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Başkanı olan Veli İbrahim’i, 17 Nisan 1938’de yine Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Başkanı olan İlyas Tarhan’ı tutuklayarak kurşuna dizmişlerdi. Normal bir şekilde ölen Kırım Tatarına rastlamak neredeyse imkânsız iken, pek çok Kırım Tatar aydınının nerede, ne şekilde katledildiği ise hâlâ bilinmemektedir.
|
| |
1783 YILINDAN SONRA KIRIM TÜRKLERİNİN OSMANLI DEVLETİ İLE KÜLTÜREL İLİŞKİLERİ (*) Dr. H. Murat ARABACI (**) |
| Osmanlı Devleti’nin ister siyasi sınırlarında, isterse dini ve kültürel hinterlandında olsun, işgale uğramış hemen tüm Müslüman toplumlar için Osmanlı imajı, hilafet merkezi olması hasebiyle, ‘başı sıkıştığında başvurabileceği, tehlike anında sığınabileceği güvenilir bir liman’dı. Rus işgalinin ilk dönemlerinde Müslüman Kırım Türkleri, Türkistan ve Kazan örneklerinde de görüldüğü gibi, kendilerini işgalci idareye ve topluma karşı fiilen tecrid etmişlerdi. Bir bakıma bu şekilde asimile olmaktan da korunmuşlardır. Nihayet çaresiz kalınca da tabii olarak göç etmeye başlamışlardır.
|
| |
9 MAYIS ZAFER GÜNÜ BİZLERE NE İFADE EDİYOR? (*)Aydın PAZARCIKLI |
| İkinci Dünya Savaşı Nazi rejimini sona erdirirken, ondan pek farklı olmayan Sovyet rejimi hayatta kaldı. Sovyetlerin yayılma planları içinde olan Türkiye’nin işgalini engelleyebilecek Karadeniz çevresindeki Türk – Müslüman toplulukları, Kırım Tatarları, Karaçaylar, Malkarlar, Ahıskalılar, Çeçenler, İnguşlar ve Kalmuklar sürgün edildi. Buna karşılık Almanlar’ın destek çıktığı Aryan Kardeşleri Ermeniler ise yurtlarında kaldı. Sürgün edilen toplulukların madalyalı “kahramanları” ailelerinin maruz kaldığı cinayeti ancak bir yıl sonra savaşın bitmesiyle öğrenebildi. Vatana dönemeyen askerler Sibirya ve Orta Asya’da dağılmış olan ailelerini bulmaya ve toparlamaya çalıştılar, fakat aile bireylerinin yarısı yolda, acımasız doğa şartlarında verdikleri yaşam mücadelesinden galip çıkamamıştı. Sağ kalıp vatanını kaybedenler için “Büyük Vatanseverlik Savaşı” asıl o zaman başladı.
|
| |
BEN KALECİKKAYA KÖYÜ’NDE DOĞMADIM!….Şükrü BİLGİLİ |
| Kırım Tatar Türkleri'nin müziğe ve halk oyunlarına bu kadar önem verdiklerini bu satırları okuyana kadar ve bu gösteriyi seyredene kadar bilmiyordum. Köyümüzün derneğini kurana kadar kartbabaylarımın yaşadığı, anayımın ve babayımın doğduğu Kalecikkaya köyünde de müzik ve halk oyunları kültürü hakkında da yeterli bilgiye sahip değildim.
|
| |
Diasporadaki Köylerimizden:LÜTFİYE (AKYURT) KÖYÜ(*)Ertuğrul KARAŞ |
| Kırım Tatar kültürünün yakın zamana kadar büyük oranda yaşatıldığı Lütfiye’de, geçtiğimiz yarım asırda yaşanan göçler geleneklerde önemli değişiklikler meydana getirmiştir. Perşembe gününden sogum soyulması (hayvan kesimi) ile başlayıp Pazar günü gelin alıcı ile sona eren, koraz, çırak telleme gibi âdetlerin yapıldığı toylar artık çoktandır yapılmıyor. Kırım Tatar kültürüne ait elde kalanlar içinde yaşanılan beyaz badanalı ve geniş azbarlı (avlu) evler de yerini taş veya tuğladan imal edilenlere terk ediyor. Kırım Tatar çöl şivesinin halen konuşulduğu köyde yarım yüzyıl sonra belki de ne köylü, ne de konuşulan dil kalacak. Kırım Tatar kuşak güreşinin 1950’li yıllara kadar var olduğu köyde, bu konuda hatırda kalan Hacı Abdullah (Sunar) Akay’ın capalakka alıp atması, o kadar.
|
| |

Haberler
Kayytly Haber Yok.
|
|
 |
|
 |
|
|